GÖÇ VAKTİ BAHARDI..

Özgürlüğün derin manasını bir ege gezisi sırasında Dalyandaki kısacık bir mola esnasında  küçük bir köy kasabasındaki kuşçu ile tanıştığım zamanda anlamıştım..

 Aniden başlayan yağmurun ardından karavanımı büyük bir çınar ağacının yanındaki köy kahvesinin yanına yanaştırdım. Kahvehaneye girer girmez  orta açık tavşan kanı çayımı getiren kahvehaneciyi tebessüm ile selamlayarak  çayımdan ilk yudumumu aldıktan hemen sonra kahvehaneden içeriye ortaca yaşlı bir adam girdiğini gördüm. Ardından ortaca yaşlı adamın yanında rengarenk kuşlar uçuşuverdi. Köylünün kuşçu diye seslendiği adamın tepesinde kuşlar uçuşuyor ve etrafında dönüp duruyorlardı. Bu enteresan durumu şaşkın bir şekilde takip ederken kuşlardan en küçüğü  kahverengi olanı diğerlerinden biriyle çarpışarak kanatlarını çırpmayı bıraktı ve tam yere düşecekken yerimden hızlı bir şekilde kalkıp kahverengiyi kurtardım. Daha sonra kuşçunun yanına giderek kahverengiyi ona bıraktım ve bu gizemli kuşların neden onun yanından ayrılmadığını sordum. Kuşçu ile biraz daha samimi olunca başladı anlatmaya..

 ‘’Kuşlar yeryüzündeki en özgür varlıklardır. Özgür ruhlarına rağmen onların kafeslendiğini gördüm. Kuşlar aynı zamanda da yeryüzünün en naif varlıklarıdır ama yıllardır onların incitildiğini, Kırıldığını ve vurulduğunu gördüm. Kimi sapan ile vurdu kimi tüfek ile. Kuşlar her vurulduklarında ben vurulmuş gibi hissettim ancak bir gün bende vurdum onları ama ne sapan ile ne de tüfek ile ben yürek ile vurdum onları. Ne kafesledim ne de yuvalarından aldım. Sadece özgür bıraktım. Sevdim  ve sevmenin sadece sahiplenmek olmadığını da anladım. Sevmenin bir yanının da özgürlük olduğunu ben kuşlardan öğrendim. Onlar uçmak istedi ben uçurdum, konmak istedi kondurdum’’.

     Kuşçunun bu sözlerinden oldukça etkilenmiştim. Bu  söylediklerinin altında yatan sihirli kelimeleri cımbız gibi çekmiştim ve artık veda etme vakti gelmişti. Kahvehaneden dışarıya doğru çıktığımda kahverengi de dışarıya doğru uçarak yağmurun yerini güneşe bırakan havayı selamlamıştı. Kahverenginin tekrar uçtuğunu görmek çok sevindiriciydi fakat ona veda etmek de bir o kadar hüzünlü olmuştu. Kuşçunun sözleri aklımdan hiç çıkmamış ve gelecek yaşantımda  özgürlüğün sadece uçmaktan ibaret olmadığını ve  mevsimlerin on iki aydan ibaret bir zaman kavramı değil de güzelliklerin daima özgürlüklerle ve özgürlüklerin de göçlerle geleceğinin farkına varmıştım. Bu göç sadece kanatlarını çırpan ve konuşmayan ya da küçük gagası ya da rengarenk renkleri olan bir göçten ibaret değildi. Dalyanı güzelleştiren bir kahverengi belki bir bahar günü göçecek ve konacaktı memleketimin en büyük çınar ağacının en güzel dalına. Muhabbet ısıtacaktı tüm kışı belki üşemeyecek ve titremeyecekti. Bir gün olur ki mevsimler anlamsız ve bakmışsın hiçbir ağaç dökmemiş yaprağını ve o gün öyle bir güneş açacak ki belki uçmak istemeyeceksin uzaklara..

   Ve artık Mevsim Bahardı..

Körfezin en köşe bendinde gün batımına yakın kahvemi içerken kulağıma gelen özgürlük seslerinin fısıltısını duyar duymaz başımı gökyüzüne çevirdim. Tüm kuşlar sürü halinde göç ederlerken kahverengi de en arkadan onları takip ediyordu. Belli ki  geçmişte yaşadığı çarpışmadan ötürü diğerlerinin yanına gitmeye cesaret edemiyor ve yolunu yalnız başına ancak onların izinde sürdürüyordu. Özgürlükler diyarlarına körfezin gün batımından selam ederek uğurladım onları. Artık veda vakti gelmişti. Akşam olmaya yakın son hazırlıklarımı da tamamladıktan sonra yaşadığım yere doğru yola tekrar koyulmak için hareket ettim. İçim kıpır kıpır olmuştu birden anlamsızca neşelenmiştim. Radyoda hangi şarkı çalarsa çalsın sesini son ses açıp raks etmek istedim. Teybin sesini son ses açtım ve hayatımda hiçbir zaman unutamayacağım o şarkı denk gelmişti;

‘’ Ben kuşlardan da küçüktüm Bir gece vaktiydi,

    Aşk tuttu elimden beni.

    Geçtim Düşler sokağından bir gece vaktiydi

    Ceplerimde hacıyatmazlar..

    Yağmur Yağsa, Uykum Kaçsa, Bir kuş konsa badi parmağıma,

     Aldırma Gel Yanıma..

     Sevdadandır, Sevdadandır dedi annem aldırma..

      Aldırma Gel Yanıma..

    

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Saral - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gölcük Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gölcük Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Hangi takımımız Bal liginde şampiyonluğa daha yakın?