Çocuğum benimle konuşmuyor

Sağlıklı, bereketli, sevdiklerinizle beraber neşeli günlerinizin olduğu, hedeflerinizi gerçekleştirebileceğiniz güzel bir yıl diliyorum. Bugün sizlere Ebeveynler ile gençlerin ortak sorunu olan iletişimin öneminden bahsetmek istiyorum.
Çocuğum Benimle Konuşmuyor
“Çocuğum artık odasından çıkmaz oldu. Bizimle sohbet ettiği yok ya oyun başında oturuyor ya da telefonda arkadaşlarıyla birlikte sosyal medyada zaman geçiriyor, yemek yemek için bile masaya zorla oturuyor. Odasında bir dünyası var dokunmazsak orada yaşayacak.” Ailelerden bu söylemleri oldukça fazla duymaktayız. Çocuklarına ulaşamadıklarını, birbirlerini anlamadıklarını ve sürekli evde bu konuşmaları yaptıklarını fakat bir çözüm bulamadıklarını ifade etmekteler.

Gençlerden ise “Akranlarıyla çok eğlendiklerini, kendileri hakkında bir şeyler paylaşabildiklerini, zaman geçirirken sıkılmadıklarını fakat ebeveynleriyle bu ilişkiyi kuramadıklarını duymaktayız.” Peki ne oluyorda iletişim bu kadar net kesiliyor, ilişkiler zarar görüyor? Ailelerden yaşamış oldukları problemleri dinlerken hepsinin temelinde aynı kavramları görmekteyiz. Bir varoluş meselesi diyebiliriz. Genç yetişkinlerimiz var olmak, kabul edilmek, anlaşılmak, onaylanmak, sevilmek, saygı görmek istiyorlar. Her birey gibi onlarında artık çocukluktan çıkarak birey olmak istediklerini kendimize hatırlatmalıyız. Kendilerini keşfetme merakından sebep, farklılıklara meyililiğini, var olma çabalarını, değişen dünyalarını kabul etmeliyiz ki onları kazanalım.

Ebeveyn olarak sizin niyetinizin de çok olağan olduğunu görmekteyiz. Çocuklarınızı korumak, onları inançlarınız ve değerleriniz doğrultusunda yetiştirmek istemektesiniz. İki farklı açıdan bakıldığında bütün amaçlar güzel sebeplere çıkarken ne oluyorda sonuç çatışmaya dönüyor? Bu soruya iletişimle yanıt vermekteyiz. Çocuğunuzla kurmuş olduğunuz iletişimdeki aktarımlarda verilen eksik mesajlar çatışmalı iletişimi doğurmakta. Tekrar eden bu çatışmalı iletişim ise bir süre sonra ilişkiye zarar vermektedir. Bir örnekle desteklemek gerekirse, hiç odasından çıkmayan çocuğunuza “Her gün şu oda da saatlerce duracak kadar ne buluyorsun, yine mi odana gidiyorsun.” Söylemek yerine “Bugün bizimle vakit geçirsen çok mutlu oluruz, seninle sohbet etmek, gülmek istiyoruz. Biraz bize zaman ayırabilir misin?” diyerek bu cümlelerle de ihtiyaçlarınızı dile getirmeniz daha iyi niyetinizi belli edecektir.

Karşımızdaki bireyin davranışlarını eleştirmek, her durumda o davranışlara sebep bulmak yerine bu durumun sizde oluşturduğu duygu ve düşünceleri paylaşmanız etkin iletişim kurmanızı sağlayacaktır.
Yapılan davranış doğru olmasa da karşınızdaki kişiyi anlamadan kendisini eleştiriyor olmak benliğine açmış olduğunuz savaşta kendisini yok sayarak sizin dünyanıza teslim olmasını istemek olacaktır. Fakat karşınızda bir genç yetişkin olmak isteyen birey bulunmaktadır. “ Saat kaç oldu bu saatte eve girilmez. Saatin kaç olduğunun da mı farkında değilsin?” söylemek yerine “ seni anlıyorum, arkadaşlarınla vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsun, keyifli vakit geçiriyor olman beni de mutlu ediyor, fakat bu saatlere kadar dışarda olman beni kaygılandırıyor senin de beni anlamanı istiyorum. Bu duruma birlikte nasıl çözüm bulabiliriz?” Bu cümlede kişiye kendisini anladığımızı hissettirdik, kendi duygularımızdan bahsettik ve bizi de anlamasını istedik. Bu durum karşısında çözümü ise birlikte bulmayı kendisine sunmaktayız. “Zorunlu itaat yerine gönüllü itaatin gerçekleşmesini istemekteyiz.”

Gündemin sürekli aynı konu üzerinde dönmesinden kaçınmalısınız. Nasılsın sorusundan sonra konuşmalarınız sürekli konuştuğunuz problem üzerine evrilmemeli. “Sınavların var ders çalışmalısın, bugün kaç soru çözdün, niye daha fazlasını yapmak için uğraşmadın. Yarınki hedeflerini oluşturdun mu?”
Çözemediğiniz problemler üzerine konuşmak ilişkinize zarar verebilir. Kendinizi bir süre sonra besleyici olan duyguları bir kenarda bırakmış sürekli problemi konuşuyor olarak bulabilirsiniz… Çocuğun durumu “sadece bu konuyu konuşuyoruz, ben bu konuyu daha fazla konuşmak istemiyorum” olarak algıladıklarında iletişim kurmaktan kaçınabilirler.

Çocuklarınız “Ebeveynim beni anlıyor, benim ne istediğimin farkında, bu konudaki ihtiyaçlarımı görüyor, merakımı normal karşılıyor”u fark ettiklerinde sizinle paylaşımlarıda farklılaşacaktır. Durum ne olursa olsun onu anlamak istediğinizi, fikirlerini önemsediğinizi, siz tarafından duygularının kabul edileceğini hissettirmelisiniz.

Sizinle zaman geçirmeleri için aynı dili konuştuğunuz konular oluşturmalısınız.
* Sevdiği dizileri birlikte takip edebilirsiniz.
* Dinlemekten keyif aldığı müziklere ilgi ile yaklaşabilirsiniz.
* Konuşulan konu üzerine fikirlerini alabilirsiniz. *
* Düşüncelerinde zaman zaman kendisini desteklemelisiniz.
* Birebir vakit geçireceğiniz zamanlar oluşturabilirsiniz.
“iki farklı dünyaların insanı değiliz. Seninle aynı pencereden de bakabiliyoruz”u kendisine hissettirmelisiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tuğçe Uzuner - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gölcük Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gölcük Gündem değil haberi geçen ajanstır.

01

Jacop - Tuğçe hanin danisanlarina son derece ilgili ve isinde iyi bir insan.problemimizi cok kisa surede cozume kavusturdu kendileri.basarilar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Ocak 12:24


Anket Pazar günü seçim olsa hangi ittifaka oy verirsiniz?