AYAR KAÇTI Bİ KERE!..

Ülkemiz, belki de tarihinde yaşamadığı önemli sorunlarla karşı karşıyadır.

Hep savunduğum bir ilke vardır. Genç nüfusu yoğun olan bir toplumuz. İnsan kaynağımızın yeterli olmasına rağmen toplum kendini zamanında yenileyemiyor. Siyaset Kurumu başta olmak üzere, tüm Sivil Toplum Kuruluşlarının iki dönemle sınırlı tutulması ve bu kuralın değiştirilmesinin zorlaştırılması bir Anayasal zorunluluk olmalıdır.

Uzun süreçlerin sonucu...

Yorgunluklar, keyfilikler, koltuğu sahiplenmeler, devlet imkân ve gücü ile muhalefeti sindirmeye yönelmeler, kutuplaşmadan medet umma, hesap verilebilirliğin önünü kapama, denetimden rahatsızlık duyma vs.

Siyaset bir meslek değildir. Seçimle gelirsiniz, seçimle gidersiniz. Demokrasinin gereği de budur. Ama bir ömür boyu sürecek anlamına da gelmemelidir. Gelişmiş ülkelerde bu süreçlerin, yine demokratik yöntemlerle sınırlandırması ilkeli bir tutumdur.

Devlet, halkının yanında olması gereken kurumsal bir yapıdır. Hükümetler gelip geçici olmasına rağmen, sürecin uzamasından kaynaklı olarak; genellikle, kendilerini devletin yerine konumlandırırlar.

Ülkemizde İki dönemle sınırlı bir yönetme modeli olsaydı, neleri yaşamazdık.

Yargı tarafsız ve bağımsızlığını kaybetmezdi.

Ülke karpuz gibi ikiye ayrılmazdı.

Cemaatler, devlet içinde cirit atacak boyutu gelmez, 15 Temmuz sürecini yaşanmazdı.

T.C. Merkez Bankası bağımsız bir kurum olma vasfını yitirmezdi. 2019 ve 2020 yıllarında; kimlere ve kaç tl. üzerinden ihalesiz bozdurulan; neredeyse, bir yıllık Türkiye bütçesi büyüklüğünde 128 Milyar $’ın hesabı, muhalefete rahatlıkla verilebilirdi.

Pandemide bir yıla aşkın süre geçmesine rağmen; tam kapanmada ve aşıda yetersiz kalınmaz, esnaf çaresiz bırakılmazdı. Toplumun tüm mağdur kesimleri dikkate alınarak; meclis tarafından hazırlanacak pandemi yasaları yerine, genelgelerle bu süreç keyfi yönetilmezdi.

Türbenin etrafından elleri arkada geçen bir Büyükşehir Belediye Başkanı için idari soruşturma başlatılmazdı.

Bakan olduğu Kuruma, kendi şirketi tarafından milyonlarca liralık mal satımı yapan, şükran ve teşekkür edilerek görevden alınmaz, siyasi ahlak ve etik kuralları gereği yüce divan yolu açılırdı.

Milli gelirin paylaşımında daha adil ve tutarlı olunulur; devlete ait her büyük ihale 5’li şirketlere en pas edilmezdi.

Halkın geçmediği ve pandemi kapatma neticesinde dahi geçilmeyen köprü ve yollara garanti bedeli ödenmezdi.

Rize İkizdere’de taş çıkartacağım diye doğanın katledilmesine izin verilmezdi.

Bir Bakan “Allah sonumuzu hayır etsin” diyerek görevinden ayrılmazdı.

Vs.. Vs.. Vs..

Sonuç: Bu ülkede yetişmiş insan kaynağı vardır. Gelenin, gideni aratmayacağı bir noktadayız.

Sevgi ile kalın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Bıçakcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gölcük Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gölcük Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Gölcük'te en başarılı meclis üyesi kim?