HACI  MI ? OLMAK; Hac ibadetini yapmak mı?

Kelime olarak hem Allah'a doğru yönelme hareketi, hem de benliğe egemen olma çabası anlamına gelir. [1] Kur’an’da: “Ona ulaşmaya güç yetirebilen herkese beyti haccetmek, Allah’ın insanlık üzerindeki hakkıdır” [2] Her gün beş vakit kılınan namazlarda yönelinen, maddi durumu iyi olanların ömürlerinde bir defa bu emre ve davete uyarak Kâbe’ye bizzat giderek Allah’ın evini ziyaret eder ve hac ibadetini yaparlar.

Bu ibadeti yapanlara toplum geleneğinde “Hacı” derler. Sebebi sıfırlanmış, anlamış, yaşamış ve yaşayacaktır. Tabi asri saadetde böyle bir isim kişilere verilmez ve söylenmezdi. Son asırlarda söylene gelmiş. Din üzerinde bir çok şeyin söylendiği gibi vs…

Hacı ünvanından  dolayı hata ona yakışmaz eğer yaparsa toplum “bide hacısın” der. Yani hacıya yakıştıramazlar. Bizim hacı ruhunu kavrayamadığı bu yolculuğu bir seyahat ve ticarete dönüştürürse hacı olmaktan yoksun olur. Bu söylemler bu yüzünde çok duyulur.  

  İbadetler arasında en sembolik olanı Hac' denebilir. Hac süresince kişi kendisini, kendi benliğini unutmaya çalışır maksada ulaştıracak yolculuk yapar. Acaba bu yolculuğun durakları neyi anlatır, yaşatır ve öğretir.

Hac ile namazda yaşadığı Allah’la buluşma şuurunu daha yakından hissetmeye başlamıştır. Hac’cın ilk öğrettiği, terk etmektir. Çünkü hiç kimse terk etmeden bulamaz.

Ayrılmadan kavuşamaz. Mahrum olmadan nail olamaz.

Sırt dönmeden yüz çeviremez.

 Değere kavuşmak için fiyat terk edilir.

 Büyüğe kavuşmak için küçük terk edilir.

 Sevaba kavuşmak için günah terk edilir

Yüceye kavuşmak için alçak terk edilir.

Kâbe'ye kavuşmak için sıla terk edilir.

İçe kavuşmak için dışa veda edilir.

Hürmet bulmak için tüm üniformalar terk edilir.

Hac yolu, "hayat yolunu" sembolize eder. Zaten, aynı kökten gelen "mahacce" de "geniş ve doğru yol" demektir. Bu yola çıkan kişi, hayatın bir yol (sırat), insanın müebbed bir yolcu, ibadetin yol azığı olduğunu fark eden kişidir. Yolcuya düşen yolun sonunu ve yolculuğun hesabını unutturmamaktır.

 Hac’ı hayatını avuçlarına alıp hesap günü huzurda durup ömrünün muhasebesini yapmış gibi mahşerin provasını yaşar.

Mîkat sınırından başlayarak hac süresince Telbiye söyler: "Sana geldim Allah'ım, çağırdın koşup geldim, Sana geldim, ortağın yoktur, koşup geldim, hamd ve nimet Sana aittir, mülk de Senin, ortağın yoktur Senin!" der. ilahi davete icabet eder.

Üzerine baktığında Sırtında kefeni temsil eden iki parça bezden müteşekkil ihram vardır. İhram, tıpkı ölüm gibi herkesi eşitler toplumsal statüsü geride kalır.

Tıpkı, namazda başlama tekbirini alırken nasıl tüm dünyasını ellerinin üzerine koyup arkasına atıyorsa, hacca çıkan biri de ihramını giymekle elbiseleriyle birlikte tüm dünyasından da soyunur.

İhram, beyazdır. Aklığı varlığa hürmeti ve hududa riayeti temsil eder. İhramını kuşanan hacı, artık Allah'ın dininin ensârı olmaya adaydır. Eğer sözünde durursa, İslam ona hicret edecektir. Eğer durmaz ve kendini kirletirse, İslam ondan hicret edecektir.

     Arafat,marifeti ve mahşeri temsil eder. Buluşacağı amelleri yoksa kalabalıklar arasında yalnızlaşır.

Meş’ar,şuuru temsil eder. Kaybederse hayatı kaybeder kıyamsız kalır.

Cemerat, şeytanla ve onun emrine giren güdülerle, kötülükle ve zulümle mücahede ve cihadı sembolize eder. İçindeki kötü nefsi taşlayamazsa hayatı anlamsız kalır.

Kurban, kurbiyyeti ve kayıtsız şartsız teslimiyeti temsil eder.

Mal mülk sevgisine kıyamazsa onların kontrolune girer.

Tavaf, Allah-insan sözleşmesinin altına atılmış fiili bir imzadır.

Evrensel koronun ilahisine gönüllü katılımı temsil eder.

 O şeytan taşlarken kendisinde var olan nefsaniyeti, büyüklenmeyi ve süfli duyguları taşlayıp ezdiğine inanır. Böylece tertemiz hale geldikten sonra Kâbe'yi tavaf etmesini, arşın etrafında dönen meleklere benzetir, yani âdeta melekleşir.

Sa’y, hayatı ebedi bir hicret ve kendini müebbet muhacir bilip, var oluş amacını gerçekleştirmek için ömürlük sa’y u gayreti temsil eder.

Kısaca hac; Allah’a yaklaşmaya, ilahi sözleşmeye sadakat, varlığa hürmet, sınırlara riayet, şuurlu ve diri olmaya, , aidiyetini bilmeye, kötülüklerden hakka hicret etmeye, mücadele ve gayretten ibarettir. Hac’ cı hayata taşımakla hacı olunur.

Allah Rasulü son noktayı koymuştur: “Mebrur olmuş bir haccın karşılığı cennettir”, [3] Bu anlayışla hac adeta top yekûn bir ba’sü ba’de’l-mevt (yeniden diriliş) hareketidir.

Gönül ehli "Ev sahibi evden daha kıymetlidir." derler.

Allah'ın iki evi vardır; biri Kâbe, diğeri kalb. İlki kadar ikincisine de saygı ve ihtimam göstermek gerekir. Gönül yıkmak Kâbe'ye saygısızlıkla eşdeğerde tutulmuştur.

Yunus Emre öyle der:

 "Ak sakallı pir koca bilmez ki hali nice

 Emek vermesin hacca bir gönül yıkar ise." [4]

     Hac, İslâm kardeşliğini pekiştirir, dînî duyguları kuvvetlendirir, zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır. Hülasâ hac, dünya ve âhiretle ilgili, kişisel ve sosyal pek çok faydaları olan bir ibadettir. Bu duygu ve düşüncelerle hac görevini yerine getiren kimse âdeta yeni ve daha güzel bir hayata doğar gibidir. Kötü huylar ve çirkinliklerle hac yolunu tutan kimse, bu olumsuzlukları bırakıp, günah kirinden arınmış halde evine dönemezse gerçek anlamda haccetmiş sayılmaz. Onun sadece adı "hacı"dır. Gerçek Hac ibadetini yapmaktır. Hacı ismini almak değildir, Asıl amaç, anlatılmaya çalışılan şekilde hac ibadetini yerine getirmek olmalıdır. Haccı zayi etmek, hayatı zayi etmekle eş değer. Tabi ki haccı kazanmak, hayatı kazanmaya bedeldir.

[1] M. Hamidullah, İslâma Giriş, 94.

[2] Ali İmran  97.

[3] Tirmizi, Hac,738.

[4] Y. E. Divanı (M. Tatçı), 207.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gençağa Eren - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Sizce Ford Otosan, Gölcükspor'a sponsor olur mu?