LET IT BE! (AKIŞINA BIRAK !)

Gazetemiz köşe yazarı önceki dönem Türkiye Barolar Birliği Başkanı V. Ahsen Coşar'ın köşe yazısı ses getirdi.

Gazetemiz köşe yazarı önceki dönem Türkiye Barolar Birliği Başkanı V. Ahsen Coşar'ın köşe yazısı ses getirdi.

İşte V.Ahsen Coşar'ın köşe yazısı; LET IT BE! (AKIŞINA BIRAK !)

“Let it be” Türkçede “Akışına bırak”  anlamına geliyor. Yani “takılma, bırak öyle olsun” gibi bir şey demek. Beatles’ın en gözde şarkılarından birisinin de ismi olan “Let it be”, Beatles’ın şarkıcılarından biri olan Paul McCartney tarafından bestelenmiş. Şarkının sözleri de Paul McCartney’e ait. Her şarkının, her bestenin, her güftenin mutlaka bir hikayesi vardır. “Let it be” şarkısının ve şarkının güftesinin de bir hikayesi var. Şöyle ki, şarkının söz yazarı olan Paul McCartney, çok sıkıntılı bir zamanında, bir gece rüyasında on dört yaşında iken kaybettiği annesi Mary’i görür. Annesi onun en karanlık zamanında karşısında oturur ve bilgece konuşarak oğluna “Let it be”, yani “akışına bırak”, yani “hiçbir şeye takılıp kalma, bırak öyle olsun” diye fısıldar. Ve sonra şunları söyler; “Kendini sıkıntıda hissettiğin zamanlarda kalbin kırılmış da olsa, öyle de yaşıyor olsan, mutlaka bunun bir yanıtı ve çözümü vardır, yolun birileriyle ayrılmış da olsa, onları görmen için yine de bir şansın olabilir, gece bulutlu olduğunda dahi, orada ve onun üzerinde parlayan, yarına kadar da parlayacak olan bir ışık vardır, onun için her şeyi ‘akışına bırak‘, yani ‘hiçbir şeye takılıp kalma, bırak öyle olsun” der. Paul McCartney müziğin sesiyle uyanır ve annesinin sözleri “Let it be” isimli şarkının güftesi olur.

Annesinin rüyasında Paul McCartney’e söylediği bu sözler, aslında umuttur. Yani bilge Nazım Hikmet’in “Yok öyle umutları yitirip karanlıkta savrulmak. Unutma aynı gökyüzü altında bir direniştir yaşamak” dizeleriyle ya da Şems-i Tebrizi’nin “Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey yeniden canlanır” sözleriyle  aynı içerikte, aynı anlamdadır. Yani Thales’in söylediği gibi “Her şeyin yok olduğu anda bile, uımut vardır.” Onun için insanın en son terk edeceği duygusu ve düşüncesi umut olmalıdır. Zira hayat, insan hayatı sadece ölümle sona ermez, insan umudunu kaybettiği zaman da ölür, hem de “ölmeden önce ölür.”

“Let it be” demek, diyebilmek, bunu içselleştirmek ve uygulamak aslında bir hayat felsefedir. Benim rahmetli baba dedem dinlediği her sözden, her hikayeden sonra, o söz, o hikaye ne kadar olumsuz da, ne kadar hüzünlü de olsa “sağlık olsun” derdi. Birçok şey görüp yaşadıktan ve deneyimledikten sonra bugün düşünüyorum da, rahmeti dedemin bu sözü de aslında “let it be” ile aynı amacı taşımaktadır. Yani rahmetli dedem de “sağlık olsun” demekle, “her şeyi akışına bırak, boş ver ve hiçbir şeye, hiçbir olaya takılıp kalma, zamanla birlikte sen de akıp git, yeter ki sağ ol, sağlıklı ol, eğer sağ ve sağlıklı olursan her zaman umut vardır” demek istemiş. Daha küçük yaşta olduğum için bu sözün anlamını, değerini, yol göstericiliğini o zamanlar anlamamıştım belki ama yaşım büyüdükten sonra, pek çok olayı yaşadıktan, çok sayıda insanı tanıdıktan sonra bu sözün değerini, anlamını ve yol göstericiliğini giderek daha iyi anladım.

Rahmetli babam sıkıntılı olduğum, bu sıkıntılarımı kendisine anlattığım zor günlerimde bana şöyle demişti: “İnsan hayatta pek çok sorunla karşılaşır. Bu sorunlardan çözebildiklerini çözer, çözemediklerine de alışır tahammül eder. Değil ise insanın yoluna devam etmesi mümkün değildir. Bu olaylara, bu sorunlara, bu insanlara takılıp kalma, bunlara boş ver, geçmişi geçmişte bırak, önüne bak ve geleceğe doğru yürü git.”  

Ben de öyle yaptım. Ara sıra arıza da yapsam, yalpalasam da öyle yaptım. Kaderimi sevdim. Kaderimin çizdiği yolda hep ama hep geleceğe doğru yürüdüm. Girdiğim her kapıdan içeriye:

“Allah’ım, girdiğim yere doğrulukla girmemi, çıktığım yerden doğrulukla çıkmamı nasip et. Benden desteğini hiç esirgeme” diyerek, yani İsra Suresi’nin 80.Ayetini okuyarak girdim. Yüce Tanrı da, benden desteğini hiç esirgemedi, doğrulukla girdiğim o kapıların hepsinden doğrulukla ve yüzümün akıyla çıktım. Hayatım boyunca geride bıraktığım hiçbir insana, hiçbir olaya, hiçbir makama bir daha dönüp bakmadım.

“Let it be” veya “sağlık olsun” deyimlerinin eş değeri olan bir diğer deyim de “s*ktir et” deyimidir ve küfürlü konuşmayan, küfürlü konuşmayı sevmeyen ben, bu sözü sıkça kullanırım. Bunu her kullandığımda da eşim tarafından “bu sözü kullanmak, böyle konuşmak sana yakışmıyor” sözleriyle hem eleştirilir hem de uyarılırım.

Oysa benim bu deyimi kullanmaktan amacım “olan, biten, söylenen her ne ise, onu önemsememek, ona takılmamak, olanı, biteni, söyleneni boş vermek ve akışına bırakmaktır.”  Yani ‘S*ktir Et’ demek, diyebilmek ve bunu uygulamak, uygulayabilmek, bana göre küfür değil, bir yaşam felsefesidir.

Geçmişte “S*ktir Et” demediğim, diyemediğim, başka şekilde tepki verdiğim şeyler, olaylar, durumlar, insanlar olmuştur. Aradan bir süre geçtikten sonra, bunlar için neden “S*ktir Et” demedim, diyemedim diye pişmanlık da duymuşumdur. Ama “S*ktir Et” dediğim hiçbir şey, hiçbir insan, hiçbir olay için pişmanlık duymamışımdır.

Anımsayabildiğim kadarıyla bundan yaklaşık yedi yıl önceydi. Eşimle birlikte bir alışveriş merkezine gitmiştik. Eşim mağazaları gezip dolaşırken, ben de yeni yayınlara bakmak için alışveriş merkezindeki kitapçıya gittim. John C.Parkin’in “S*ktir Et” isimli kitabıyla o gün orada tanıştım.

Kitabı aldıktan sonra eşime “S*ktir Et” dediğim için sen beni eleştiriyor ve uyarıyorsun ama bak adam bunun kitabını yazmış’ dedim. Gülüştük.

“S*ktir Et” isimli kitap, Kanadalı mimar ve şehir planlamacısı John Cresswell Parkin tarafından yazılmış. Kitabı İngilizceden Türkçeye çeviren Figen Kılavuz. Orijinal adı “F*ck It” olan kitap Arunas Yayıncılık tarafından basılmış.

Kitabını “hayatta hiçbir şey senden önemli değildir” mottosu ile okuyucuya takdim eden John C.Parkin “Hayatın anlamını bulmaya çalışma, çünkü yok. Onun için insanın kendi yolundan gitmesi harika bir duygudur” diyor ve şöyle devam ediyor: “S*ktir Et demek, diyebilmek bunu diyen insana bazen iyi gelir. Birçoğumuz kendi yarattığımız hapishanelerde tutsağız; gerçekten önemi olmayan şeyleri fazlasıyla umursuyoruz, hayallerimizi ve umutlarımızı ise unutuyoruz. İşte S*ktir Et bu noktada size yardımcı olacaktır; başkaları sizin hakkınızda ne düşünürse düşünsün, bakış açınız değişecek,

“S*ktir Et”in temel bir ruhani yol olduğunu ileri süren John C.Parkin bu görüşünü şu şekilde açıklar: “Hayat ruhaniyetin ta kendisidir. Hayat sadece kendi yolunda akıp gider. Hayat kimseyi ne eleştirir, ne de yargılar. Hayat olana bitene karşı çıkmaz. Çünkü hayat olduğu gibidir. Hayat sadece bir yumuşaklık ve rahatlıktır. Hayata direnmek ise sertlik ve gerginliktir. S*ktir Et her şekilde gerginlikten rahatlamaya giden yoldur. S*ktir Et, en derin şeyi söylemenin en küfürlü yoludur: Rahatladığımızda ve hayatın akışına kendimizi bıraktığımızda, esas özgürlüğün tadına varırız. İşte bu yüzden S*ktir Et, temel ruhani bir yoldur.”

Esasen uzun bir zamandan beri bunu ben de yapıyorum. Yaptığım için de her zamankinden daha mutlu ve daha huzurluyum. Bunu yapmanın akıl üzerinde, zihin üzerinde, kalp üzerinde, sinirler üzerinde olumlu etkileri var. Ve inanın bazı şeylere, bazı olaylara, hayatınıza gereksiz yere misafir olan kimi insanlara “S*ktir Et” dediğinizde, hayat size bunun karşılığını veriyor.

Son bir söz onu da Behçet Necatigil söylüyor: “Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz.” Siz siz olun umudunuzu yitirmeyin. Her şeye, hak eden her insana, her olaya “let it be” deyin ama kendinize bunu söylemeyin, yani kendinize boş vermeyin. Neden mi? Şeyh galip söylüyor nedenini: “Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen/Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen.” Onun için hiç ama hiç unutmayın, umut sizsiniz ya da umutsuzsunuz!

06 Nis 2022 - 12:21 - Gündem



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gölcük Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gölcük Gündem değil haberi geçen ajanstır.



Anket Pazar günü seçim olsa hangi ittifaka oy verirsiniz?