Türk Metal'den bir ilk; Yerel Medya Kurultayı başladı

Türk Metal Sendikası organizasyonu ile Yerel Medya kurultayı Aydın'ın Didim ilçesinde Büyük Anadolu Didim Resort Hotel'de başladı.

+16
Haber albümü için resme tıklayın

Türk Metal Sendikası tarafından ilk kez düzenlen Yerel Medya Kurultayı’nın açılış programı 17 Eylül 2021 Cuma günü Büyük Anadolu Didim Resort Hotel’de yapıldı.. “Türkiye’de Yerel Basın ve Sorunları”, “Türkiye’de Medya ve Sendikalar”, “Türkiye’de Toplu İş Sözleşmesi Düzeni ve MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi” ile “Sendikalar ve Yerel Basın” konularının masaya yatırılacağı ve iki gün sürecek kurultaya 90’a yakın yerel medya mensubu katıldı.

Kurultaya Türk-İş Genel Sekreteri/ Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Ekonomi Muhabirleri Derneği Genel Başkanı Turgay Türker, Türk Metal Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Uysal Altundağ, Türk Metal Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Odabaş, Türk Metal Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Halil Faki Erdal, Türk Metal Sendikası Genel Sekreteri Av. Taliphan Kıymaz, Türk Metal Sendikası Genel Mali Sekreteri Murat Salar, Dr. Naci Ünsal, Türk Metal Sendikası Genel Başkan Danışmanı Mesut Ertugay, Türk Metal Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Yakup Yıldız, Türk Metal Sendikası Gölcük Şube Başkanı Mehmet Şener, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Takımcı, Ankara Üniversitesi iletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezzak Altun ile Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Cemal Kaplan ile Bursa, İzmir, Kocaeli, Manisa, Eskişehir, Kırıkkale, Tekirdağ, Kayseri, Bolu, Sakarya, Zonguldak, Çanakkale, Hatay, Aksaray ve Denizli bölgelerinden çok sayıda yerel medya mensubu da katılım gösterdi.

Programın 1. Gününde açılış konuşmasını Türk Metal Sendikası Genel Başkan Danışmanı Mesut Ertugay yaptı. Ertugay'ın ardından kürsüye gelen Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak "Biz, Türk Metal Sendikası olarak, Uzun zamandır, Yerel medyanın siz değerli temsilcileriyle Bir arada olmayı, Birbirimizi daha yakından tanımayı, İlişkilerimizi geliştirmeyi hedefliyorduk. Çünkü biz, Yerel basının gücünün ve etkisinin farkındayız. Özellikle iki yıl önce imzaladığımız MESS Grup Toplu İş Sözleşmesi sürecinde Bursa yerel basınıyla kurduğumuz Yakın ilişki sayesinde O bölgedeki 60 bine yakın üyemize
Çok daha kolay ulaştık, Mesajlarımızı doğrudan iletme olanağı bulduk. Bu gördük ki, Gazetesiyle, televizyonu ve radyosuyla, Yeni medya dediğimiz İnternet gazeteciliğiyle Yerel medya, Gerçekten de sandığımızdan daha etkili, daha güçlü...

Türkiye'de ilk kez düzenleniyor

O nedenle, Her sözleşme döneminde Böyle bir yerel medya kurultayını düzenleme kararı aldık. Bu kurultay bir sendika tarafından Türkiye'de ilk kez düzenleniyor. Bu anlamda hep birlikte bir ilki gerçekleştiriyoruz. Katılımınız için hepinize teşekkür ediyorum. Sizleri şahsım ve Türk Metal topluluğu adına Saygılarımla selamlıyorum. Değerli katılımcılar, Bu kurultayda iki gün boyunca, Çok değerli konuşmacılar Sizlerle görüşlerini paylaşacak. Özellikle medya ve sendika ilişkileri konusunda,
Yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerini Bizlere anlatacaklar. Eminim ki, Değerli konuşmacıların görüşleri,
Hepimize ışık tutacak. Yol gösterecek.

Türk Metal'in bugün 215 bin üyesi

Ancak ben de, Hepinizi burada bir arada bulmuşken, Sizlere hem çalışma yaşamının Güncel sorunlarını Hem de sendikam Türk Metal'i Ve içinde bulunduğumuz Yeni dönem toplu iş sözleşmesi sürecini Anlatmak istiyorum. Değerli dostlarım, Bir sendikanın en temel işlevi, faaliyet gösterdiği işkolunda çalışan işçileri örgütlemek ve onlar adına başarılı toplu iş sözleşmeleri imzalamaktır. Bizim de amacımız, hedefimiz budur. Biz, çok şükür ki, örgütlenme konusunda başarılı bir sendikayız. Yalnızca pandemi sürecinde,
herkesin evlerine kapandığı bir dönemde bile 62 yeni işyerinde 24 bine yakın işçiyi Sendikamız ailesine kattık. Şu anda da, çeşitli bölgelerimizde, örgütlenme çalışmalarımız devam ediyor. Bu çabalarımız sonucunda, Genel Başkan olduğumda 81 bin üyeyle devraldığım Türk Metal'i bugün 215 bin üyesiyle
ülkemizin en büyük sendikası haline getirdik.

170 arkadaşımız işten attılar

Bildiğiniz gibi, ülkemizde en sorunlu alanların başında sendikal örgütlenme geliyor. Çünkü ne yazık ki,
bazı işverenler, endüstri ilişkileri sisteminin olmazsa olmazı olan sosyal diyalogtan ısrarla kaçıyorlar. Sendikayla çalışmak istemiyorlar. Bu işverenler, çalışma yaşamında dikensiz bir gül bahçesi istiyor. Çalışanlarını sömürmek, onları adeta boğaz tokluğuna çalıştırmak istiyor. Belki çoğunuzun haberi vardır... Yaklaşık bir aydır, Çin kaynaklı bir telefon firması olan Şayomi'de Örgütlenme mücadelesi veriyoruz. Bakanlıktan çoğunluk tespitini almamıza ve işyerinde yetkimizin kesinleşmesine rağmen, işveren, sendikalı 170 arkadaşımızı işten atarak sendikalaşmanın önünü kesmeye çalışıyor. Çoğunluğu kadın olan arkadaşlarımız günlerdir fabrika önünde yatıyor. Yalnızca Şayomi'demi?

Siz hiç hapis yatan bir işveren duydunuz mu?

Ülkemizin dört bir yanında direniş çadırları var. İşçiler hakları için direniyor. Sendikalaşmak istiyor. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için mücadele veriyor. Peki değerli dostlarım, sormak istiyorum... Bu ülkede sendikalaşma hakkı var mı? Var... Anayasal bir hak mı? Evet, anayasal bir hak... Peki, biz bu hakkımızı Özgürce kullanabiliyor muyuz? Hayır, kullanamıyoruz... Peki, Sendikalaşma hakkını engelleyenlere ceza yasamızda hapis cezası var mı? Evet, var... Peki, bunca yıldır, Sadece sendikalaştıkları için İşinden atılan, ekmeğinden olan dünya kadar işçi varken, siz hiç hapis yatan bir işveren duydunuz mu? Duymadınız...
Duyamazsınız... Birileri işçileri sorgusuz sualsiz işten atıyor, tazminatını, hakkını vermiyor, ondan sonra da
arabulucu adı altında birileri devreye girip zaten ekmeksiz kalmış işçiyi Üç kuruşa razı etmeye çalışıyor. Bu yasalar birilerine işlemiyor. Birileri bedel ödemiyor. Bedel ödeyen hep biz oluyoruz, emekçiler oluyor.

Grev kararı alıyoruz yaptırmıyorlar

Sendikaya üye olan işçi, Kod 29'la, sorgusuz sualsiz işten atılıyor, ama işverene hiçbir şey olmuyor. Olan yine emekçilere oluyor. İşte biz, böyle bir kara düzenle baş etmeye çalışıyoruz. Bakın, grev hakkımız da
anayasada güvence altına alınmış bir haktır. Peki, bu hakkımızı özgürce kullanabiliyor muyuz? Ne yazık ki, hayır... Birkaç belediye grevi dışında son 20 yıldaki bütün grevler ertelendi. Biz Türk Metal olarak her sözleşme döneminde grev kararı alıyoruz, Ama bir türlü grev yapamıyoruz... Çünkü yaptırmıyorlar... Oysa grev yapabilsek... Üç gün, beş gün bile greve çıkabilsek, belki de metal işçisinin kaderi değişecek... Ama yaptırmıyorlar. Emekçilerin işverenlere karşı en etkili silahı olan grev hakkı resmen ellerinden alındı. Anayasal bir hak kullanılamaz hale geldi. Değerli dinleyenler, demek ki, her hangi bir hakkın anayasada, yasalarda var olması, ne yazık ki, o hakkın kullanılması anlamına gelmiyor. O haklar kağıt üstünde kalıyorsa, bizim için bir anlam ifade etmiyor. Ortada haklarımızın yazılı olduğu
anayasa var...Yasalar var... Uluslararası sözleşmeler var... Ama işçiler bu hakların hiçbirini kullanamıyor.

Ekonomik ve sosyal konsey 11 yıldır toplanmıyor

Sendikaya üye olamıyor... İşten atılıyor... Grev yapamıyor... Yalnızca bunlar mı? Bakın, 2010 yılında anayasa referandumu yapıldı. O güne kadar az da olsa toplanan, çeşitli konuların görüşüldüğü ekonomik ve sosyal konsey anayasal bir kurum haline getirildi. Peki, o günden sonra kaç kere toplandı? Hiç... Evet,
yanlış duymadınız, hiç... 2010 - 2021, tam 11 yıldır bir kere bile toplanmadı... Bir kere bile... O halde,
biz, hakların kağıt üstünde kaldığı bir düzen istemiyoruz.

Ülkemizde işçi sınıfı içinde sendikal güvenceye sahip küçük bir azınlık var

Anayasalar, yasalar değişebilir, ama biz asıl olarak zihniyetlerin değişmesini talep ediyoruz. Kağıt üzerindeki yasaların değil, kafalardaki yasakların kalkmasını istiyoruz. Bu ülkede hiç kimse, haktan, hukuktan, insan haklarından söz ederken, emekçilerin haklarını görmezden gelmemelidir. İşçi hak ve özgürlüklerinden söz etmeden, insan haklarından da, demokrasiden de söz edilemez. Bunu da herkes böyle bilmelidir. Bakınız, Ülkemizde sendikalı işçi oranı hala yüzde 14 düzeyinde. İki milyon civarında sendikalı işçi var. Toplam 15 milyon işçinin yalnızca iki milyonu sendikalı... Bunun da ancak1.5 milyonu
toplu sözleşme düzeninden yararlanıyor. Bu durum bize şunu gösteriyor, ülkemizde işçi sınıfı içinde sendikal güvenceye sahip küçük bir azınlık var. Sözleşme yapıyor, ücret artışı alıyor, sosyal hakları var, işten çıkarılırsa tazminatı garanti... Peki diğerleri? Bunların hiçbiri yok...

İşimiz zor

Asgari ücrete talim ediyor... İşten atılıyor, tazminat falan alamıyor... Köle gibi çalıştırılıyor... Sahip çıkanı yok... O nedenle, örgütlenme mücadelemizi ne pahasına olursa olsun, sonuna kadar sürdürmeliyiz. O arkadaşlarımızı da, sendikalarımız çatısı altına almalıyız. İşimiz çok zor... Ama biz yine de, bütün bu olumsuz koşullara rağmen metal işkolunda örgütlenmemize devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Değerli konuklar, biz yalnızca örgütlenme çalışmalarımızla değil, İmzaladığımız toplu iş sözleşmeleriyle de başarılı bir sendikayız.

Toplu sözleşmelerden memnuniyet oranı yüzde 90'a yakın çıkıyor

Özellikle son iki dönemde imzaladığımız toplu iş sözleşmeleriyle Türk sendikal hareketine büyük bir dinamizm getirdik. 2017 yılında, altı aylık enflasyon 3,2 idi. Biz ilk altı ay için yüzde 38,28 talep ettik,
Yüzde 24,63 zam aldık. 2019 sözleşmesine otururken, 6 aylık enflasyon yüzde 6 idi, biz ilk altı ay için yüzde 20 talep ettik, yüzde 17,12 aldık. İmzaladığımız bu sözleşmelerle, metal işçileri hem ücretleriyle hem de sosyal haklarıyla çok önemli kazanımlar elde ettiler. Düşünün, ülkemizde ortalama ücret neredeyse asgari ücret düzeyinde. Ücret artışları da kamuoyunun şüpheyle yaklaştığı TÜİK rakamlarına dayanıyor, Ancak, bu tabloya rağmen üyelerimiz bizim sözleşmelerimiz sayesinde İnsan onuruna yakışır bir ücret alıyor. Bağımsız anket firmalarına yaptırdığımız ölçümlerde toplu sözleşmelerden memnuniyet oranı yüzde 90'a yakın çıkıyor.

1961 Anayasası'nın işçilere sağladığı hakların önemli bir bölümü 12 Eylül darbesi ile ortadan kaldırıldı

Peki değerli dostlarım, bizim bu başarılı sözleşmeleri imzalamamıza rağmen, Elde edilen bu ücretler yeterli mi? Asla değil... Bizim bütün çabamıza, mücadelemize, sözleşmelerde elde ettiğimiz bütün kazanımlara rağmen, ülkemizde emekçileri yoksulluk sarmalından kurtaramıyoruz. Çünkü değerli dinleyenler, dünyada 1980'li yıllarda uygulamaya konan, ekonomi politikaları, yeni bir dönemin başlamasına neden oldu. Küresel düzeyde uygulama alanı bulan bu yeni ekonomik politikalarla birlikte kamunun küçülmesi, özelleştirme uygulamaları, Ve piyasaların egemenliği gibi unsurlar tüm dünyaya yayıldı. Yaşanan bu gelişmeler, çalışma yaşamını ve emeği derinden etkiledi. Her şey, piyasa mekanizmasına tabi oldu. Yeni üretim ilişkileri de buna göre şekillendi. Bu da, güvencesiz, kuralsız Ve esnek çalışma biçimlerini gündeme getirdi, bu yeni model, sendikaları üretim ilişkilerinin dışında bırakmayı amaçladı. Ülkemizde de 12 Eylül askeri darbesinin şekillendirdiği ekonomik, toplumsal ve siyasal yaşamda ortaya çıkan tahribatın en büyük etkisi çalışma yaşamında görüldü. 1961 Anayasası'nın işçilere sağladığı hakların önemli bir bölümü 12 Eylül darbesi ile ortadan kaldırıldı. Uygulanan politikalarla sendikalar zayıflatıldı, emeğin sermaye karşısında gücü önemli ölçüde kırıldı. Sendikasızlaştırma, taşeronlaşma gibi politikalar uygulamaya konuldu.

12 Eylül ürünü çalışma mevzuatının değiştirilmesi gerekiyor

Türkiye'de 40 yıldır uygulanan Bu ekonomi politikalarının temel özelliği, Ücretlerin düşürülmesiydi. Asıl amaç buydu. Bunun için toplu sözleşmeler ve grevler baskı altına alındı. Ülkemiz, 1980'li yılların başından bu yana uygulanan neoliberal politikalarla, "Ucuz işçi cenneti"ne dönüştürüldü. Çokuluslu şirketler için endüstri ilişkiler sistemimizi çok elverişli bir konuma getiren bu durum, çeşitli kurumlar için yabancılara karşı bir övünç konusu yapıldı. Bu ülkede başbakanlar, bakanlar, yabancı sermayeye çağrılar yaptılar. "Gelin ülkemizde yatırım yapın, burada işçilik çok ucuz, burası ucuz işçi cenneti" diyerek övündüler. Değerli dostlarım, kolay değil... 40 yıllık bir tahribattan söz ediyoruz. Bu tahribatın ortadan kaldırılması gerekiyor. 12 Eylül ürünü çalışma mevzuatının değiştirilmesi gerekiyor. Taa 12 Eylül'den bu yana, işçi sınıfı üzerine çöken, kara bulutların dağıtılması gerekiyor. Yıllar içinde bir bir elimizden alınan haklarımızın
geri alınması gerekiyor.

Kıdem tazminatı hakkımızı sonuna kadar korumamız, sahip çıkmamız gerekiyor

Sermaye çevrelerinin bir türlü gündemden düşürmediği, pandemi koşullarında bile gündeme getirilen kıdem tazminatı hakkımızı sonuna kadar korumamız, sahip çıkmamız gerekiyor. Peki, bunları kim yapacak? Elbette ki biz yapacağız... Nasıl ki, on yıllar boyunca, kamu kesimindeki taşeronlaşmanın, Sömürü çarkının Sona ermesini biz sağladıysak, diğer sorunlarımızı da, yine biz çözeceğiz. Nasıl? mücadele ederek... Nasıl? Direnerek... Gerekirse kavga vererek... İşte bu toplantımızın, en önemli amaçlarından biri budur.

Yapacağınız her haber, yazacağınız her yazı emekçilerin sofrasında bir dilim daha ekmek olacaktır

Bizim sizlere, basın emekçilerinin desteğine ihtiyacımız var. Sesimiz olmanıza, nefesimiz olmanıza ihtiyacımız var. Bizim mücadelemize vereceğiniz her destek, yapacağınız her haber, yazacağınız her yazı emekçilerin sofrasında bir dilim daha ekmek olacaktır. Onların bebelerinin sütü olacaktır. Alın terlerinin karşılığı olacaktır.

İlk altı ay için yüzde 29,57 artış talep ettik

Değerli konuklar, şimdi yeni bir dönemin eşiğinde, yeni bir mücadelenin başlangıcındayız. 2021-2023 dönemi MESS Grup Toplu İş Sözleşmemiz için yola çıktık, kolları sıvadık. Bu süreçte öncelikle, ülkemiz sendikal hareketine getirdiğimiz önemli bir katkı olan, örgüt içi demokrasinin olmazsa olmazı, anket uygulamamızı yaptık. hem kendi araştırma merkezimiz, hem de anlaştığımız bir özel şirket aracılığıyla,
üyelerimizin beklentisini öğrendik. Daha sonra, 21 Ağustos günü MESS'e bağlı işyerlerimizin temsilcileriyle Ankara'da bir araya geldik. Bir atölye çalışması yaptık. Onların taleplerini, önerilerini aldık. Ardından, başkanlar kurulumuzu topladık. Taslağımıza son şeklini verdik. 25 Ağustos günü de düzenlediğimiz bir basın toplantısıyla sözleşme taslağımızı kamuoyuna açıkladık. İlk altı ay için ücretlerimize, toplamda yüzde 29,57 artış talep ettik.

Koşullar her açıdan aleyhimize gelişiyor

Değerli dinleyenler, İşimiz kolay mı? Değil... Gerçekten değil... Pandeminin neden olduğu sorunlar, İşyerlerindeki duruşlar, İhracattaki daralma, Otomobil ve beyaz eşya satışlarındaki azalma derken... İşimiz her geçen gün zorlaşıyor. Biliyorsunuz, Bir de başımızda ÇİP sorunu var. Uzakdoğu'dan kaynaklanan bu sorun, İşyerlerimizi zora sokuyor. Hiç beklenmedik duruşlar yaşanıyor. O nedenle işimiz kolay değil... Zor... Hem de çok zor... Buna bir de, Ülkemizde yaşanan ekonomik sorunlar, Ve siyasal ortamın belirsizliği gibi nedenler eklendiğinde Özellikle yabancı sermayeli işverenlerimiz Ciddi bir tedirginlik yaşıyorlar. Üretimde bir daralmaya neden olan bu durum, İşimizi daha da zora sokuyor. Bunların yanı sıra, Biraz önce söylediğim gibi, Grev hakkımızı da özgürce kullanamıyoruz. En önemli silahımızın elimizden alındığı,
Sendikaların Yüksek Hakem Kuruluyla tehdit edildiği Bir dönemi yaşıyoruz. Yani değerli dostlarım,
Koşullar her açıdan aleyhimize gelişiyor.

Türk Metal hep zoru başaran olmuştur

Dünyada yaşanan ekonomik gelişmelerden Ülkemizdeki ekonomik ve siyasi gelişmelere kadar her şey ama her şey aleyhimize gelişiyor. Ancak şunu da unutmayalım... Bir söz vardır. Kolayı herkes yapar,
Önemli olan zoru başarmaktır, denir. Türk Metal hep zoru başaran olmuştur. En zor dönemlerde ayakta kalmıştır. Bu kez de zoru başarmak için Ne gerekiyorsa onu yapacağız. Arkamızda üyelerimizin gücü, desteği, Yılmadan, bıkmadan süren direnci oldukça, Yine kazanacağız... Yine kazanacağız... Yine kazanacağız... Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Pandemi döneminde ölümüne çalıştık

Değerli dinleyenler, Biz işverenlerimize şunu söylüyoruz: Evet, Pandemi koşulları herkesin belini büktü. İşler azaldı, İhracat daraldı, Tedarik zincirinde sorunlar yaşandı. Evet, Bunları biliyoruz. Biz de bu ülkede yaşıyoruz, Ancak, Siz de şunu bilin ki... Bu ülkede herkes evindeyken, Karantinadayken, Hastalıktan korkarken, kaçarken, Biz kaçmadık... Tezgahımızın başındaydık. Ülkemiz ekonomisini ayakta tutmak için,
Sanayi üretimine destek olmak için, Sizin karlarınız için, Biz canımız pahasına çalıştık... Ölümüne çalıştık... Biz, Üzerimize düşeni yaptık. Şimdi sıra onlarda...

İşçiler ölümüne çalışmasaydı, hayat olmazdı

Bu ülkeyi yönetenlerin, Ülkemizin birliği, beraberliği için Şehit olan Ahmetlere, Mehmetlere olduğu kadar,
Ekonomiyi ayakta tutmak için Hastalanıp işbaşında şehit olan Covid-19 virüsü nedeniyle can veren O kardeşlerimize... Canlarımıza... Herkesin borcu var... Bize göre, Yaşadığımız bu süreçten alnının akıyla çıkanların, Bütün övgüyü, alkışı hak edenlerin başında İşçi sınıfı gelmektedir. Emekçilerin fedakarlığı, çabası, Özverisi olmasaydı, İnsanlık bu salgın koşullarını Çok daha ağır bir şekilde yaşardı. İşçi sınıfı canı pahasına üretmeseydi, Ekonominin çarkları dönemezdi. İşçiler ölümüne çalışmasaydı,
hayat olmazdı. Bu nedenle, ısrarla belirtmek istiyorum ki, Bütün insanlığın işçi sınıfına, emekçilere, Üretenlere borcu var. İşverenlerimiz, bacalarını tüttürenler, Biz ölümüne üretirken, Canımız pahasına çarkları döndürürken, Salgın nedeniyle hayatını kaybeden arkadaşlarımızı Toprağa verip, tezgahlarımıza
geri dönerken, Karlarına kar katanlar, Toprağa verdiğimiz o canların anısına Üyelerimize olan borcunu ödeyecektir. Çünkü biz, Canımız pahasına çalıştık. Ölümüne çalıştık...

Hayata dokunan sendikacılık yapıyoruz

Değerli katılımcılar, Toplumun farklı kesimlerinden insanlara Türk Metal'i sorduğunuzda, Körlerin fili tarif etmesi gibi, Farklı görüş ve düşünceleri dile getirirler. Türk Metal'i sevenler, destekleyenler, Çalışmalarını beğenenler olduğu kadar, Eleştirenler hatta acımasızca yargılayanlar da vardır. Biz elbette ki,
Bu görüşlerin hepsine saygılıyız. Hepsini olgunlukla karşılıyoruz. Eleştirilerden ders çıkarmaya, Doğrusunu yapmaya gayret ediyoruz. Biz, Ülkemizde yeni nesil sendikacılık dediğimiz Yeni ve farklı bir sendikal anlayışın öncüsüyüz. Çalışmalarımızı Ücret sendikacılığının ötesine taşıyarak Üyelerimizin hayatına dokunan Onların yaşamını kolaylaştıran Ve güzelleştiren Çalışmalar yapıyoruz. Bakın, İçinde bulunduğumuz bu bina, Üyelerimizin öz malıdır. Onların alın terlerinden biriktirdiğimiz aidatlarla yapılmıştır. Bunun yanı sıra, Ankara'da iki, Karadeniz Ereğli ve Kıbrıs'ta bir olmak üzere Başka otellerimiz de vardır. Bazı çevreler bizi eleştiriyorlar. Sendikaların oteli mi olur, diyorlar. Herkes kendi açısından haklı olabilir. Ancak bir de konuya farklı açıdan bakmakta yarar var. Bakınız, Sadece bu yaz boyunca, İzinlerin başlamasıyla birlikte, Bizim otellerimizde, Ve bu amaçla kiraladığımız diğer otellerde, Toplam 70 bin üyemiz tatil yaptı. Eş ve çocuklarını da katarsak, Bu sayı 210 bini aştı. Üyelerimiz, Aileleriyle birlikte evlerinden çıkıp, Yeniden evlerine dönene kadar, Ceplerinden tek kuruş harcamadan Tatil yaptılar. Her şey dahil sistemiyle çalışan otellerimizde Tek kuruş harcamadılar... Tek kuruş... Bu müthiş bir tablodur... Biz Türk Metal isek... Bu ülkenin en büyüğüysek... İşte bu müthiş tablo sayesindedir.

Bodrum, Didim, Antalya ve Kıbrıs'ta otellerimiz var

Dostlarım, Bu, işin ekonomik boyutu...Bir de sosyal boyutu var. Bakınız, Bazı üyelerimiz,
Belki de hayatında ilk kez, Ülkemizin en gözde tatil yerleri olan Bodrum'da, Didim'de, Antalya'da ve Kıbrıs'ta Tatil yapma olanağı buldular. Daha da ileri gideyim... Bakın, Elimdeki teşekkür mektuplarına dayanarak söylüyorum. Bazı üyelerimizin, Eşleri, çocukları Bırakın tatil yapmayı, Hayatında ilk kez Yaşadıkları kentin dışına çıktılar. Aralarında, Hayatında ilk kez denizi görenler var, ilk kez uçağa binenler var. Çoğunluğu Beş yıldızlı bir otelin içine ilk kez girdi.

Kız öğrenci yurtlarımızın sayısını arttıracağız

Bakın değerli dostlarım, Son dönemdeki bir diğer hizmetimiz de, Üyelerimizin üniversiteye giren kız çocukları için Öğrenci yurtları açmak oldu. Ankara'da beş yıldızlı bir yurdu hizmete açtık. Bu yurtta her türlü konfor var. Çocuklarımız üç kişilik odalarda kalıyor, Günde üç öğün yemek yiyor, Ve bunlar için ayda yalnızca 700 lira ödüyor. Ankara'dan sonra Sırada İstanbul ve İzmir'de açacağımız yurtlar var. Üyelerimiz artık, Kız çocuklarını güven içinde Sendikamıza emanet edecek. Gözü arkada kalmayacak. Biz de bu kızlarımızın, Çağdaş, nitelikli, yurtsever Ve Atatürkçü gençler olmaları için elimizden geleni yapacağız.

Tamamlayıcı Sağlık Sigortası maddesi sözleşme maddemize koyduk

Değerli dinleyenler, Fazla zamanınızı almak istemiyorum. Bir önemli hizmetimizi de anlatarak Sözlerime son vereceğim. Bakınız, 2017 yılında imzaladığımız MESS Grup Toplu İş Sözleşmesiyle Ülkemizde devrim niteliğinde Bir hak aldık. 150 bine yakın üyemiz için Tamamlayıcı Sağlık Sigortası maddesini
Sözleşmeye koyduk. Artık Türk Metal üyeleri, Daha önce önlerinden bile geçemediği Özel hastanelerde tedavi oluyor. Ceplerinden de tek kuruş çıkmıyor. Bakın, Elimizdeki son verilere göre, 2017 yılından bu yana 25 binden fazla ameliyat, 1.5 milyondan fazla tedavi hizmeti yapılmıştır. Son eklediğimiz
diş paketinden Bine yakın üyemiz yararlanmıştır. Pandemi döneminde, Sözleşmeye koyduğumuz ek maddeyle Covid-19 virüsüne yakalanan üyelerimiz Sigortanın kapsamına alınmıştır. Ve bütün bunlar
Yaklaşık 400 milyon liraya mal olmuştur. Ancak üyelerimizin cebinden tek kuruş çıkmamıştır.

Katkılarınıza ihtiyacımız var

Değerli dinleyenler, Bütün amacımız, Bize inanan, güvenen, Çoluk çocuğunun rızkını, Alın terinin karşılığını bize emanet eden Üyelerimizin refahı ve mutluluğudur. Konuşmamın başında anlattım... Koşullar gerçekten çok çetin. İşimiz çok zor. Ama zoru bozmak, Haklarımızı korumak, Daha fazlasını almakta Bizim işimiz. Biz bunun için mücadele ediyoruz. Bundan sonra da edeceğiz. Ancak söylediğim gibi, Bizim sizin desteğinize, Katkılarınıza ihtiyacımız var. Sizlerin buraya gelmesi, Bizimle olması da Bizim için büyük bir katkıdır. O nedenle, Hepinize katılımınızdan dolayı, Bir kez daha teşekkür ediyor. Saygılarımla selamlıyorum. Sağ olun... Var olun ifalerini kullandı.

Genel Başkan Kavlak'ın konuşmasının ardından, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülrezak Altun “Türkiye’de Yerel Basın ve Sendikalar” başlığında bir sunum yaptı.

Abdülrezak Altun’un konuşmasından sonra, Genel Başkan Yardımcımız Uysal Altundağ’ın başkanlık ettiği, “Türkiye’de Medya ve Sendikalar” başlıklı oturum başladı. Emekli öğretim üyesi ve gazeteci Dr. Atilla Özsever, Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Turgay Türker’in katıldığı oturumun ardından kurultayın ilk günü tamamlandı.

17 Eyl 2021 - 11:30 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gölcük Gündem Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gölcük Gündem hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gölcük Gündem editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gölcük Gündem değil haberi geçen ajanstır.




Anket Gölcük eski sanayi çarşısı alanında hangi proje uygulansın istersiniz....